İlçe merkezinde bulunan Selçuklu eseri camiin planı, değişikliklere rağmen çizgileri bakımından ilk durumunu korumaktadır. Dikdörtgen planlı yapı altı büyük ahşap destekle mihrap duvarına dik üç nefe ayrılmaktadır. Camiin damını duvarlarla beraber yüklenen ağaç sütunlar; hiç yontulmadan, düzeltilmeden konulmak suretiyle yapıya cazip bir hususiyet sağlamıştır.Orta nef altı desteğin ayırdığı iki kare mekândan oluşan kırlangıç tekniğinde örtü sistemine sahiptir. Batıya bakan girişin tam karşısında iç mekânı enlemesine kaplayan ahşap destekler üzerinde mahfil bulunmaktadır. Cami yan duvarlarında üçer, mihrap duvarında iki, kuzeyde ise dört pencere ile aydınlanmaktadır. Dışa taşkınlık yapan yarım daire biçimli mihrabın sağındaki minber Osmanlı ağaç işçiliğinin güzel bir örneğidir. Camiin kesme taş duvarları oldukça yenidir. Camiin önüne 1954 yılında son cemaat yeri yapılmıştır. Camiin duvarları orijinalliğini muhafaza etmiştir. Son cemaat yeri ile birlikte toplam yüzölçümü 517 m2'dir. Camiin üzerine 1962 yılında çatı yapılarak kaplanmıştır. Zamanında düz dam örtülü olan camiin taş çörtenlerinin bazıları halen yerli yerindedir. |
![]() |
|
Ağaçtan olan minaresi 1971 yılında kaldırılmış ve yerine beyaz Tercan taşından yeni minare yapılmıştır. Minare batı cephesinin orta kısmında yer alır. Minarenin külah kısmı da taştan yapılmış olup tek şerefelidir. Şu andaki taş minare yaptırılırken ilgililer camiin orijinal kapısını bozdurmuşlar ve kapı üzerindeki kitabeyi de düşürerek kırmışlardır. Kitabenin kırık parçalarına dahi sahip olmayarak kaybetmişlerdir.(Kitabenin kırık parçalarının minarenin temeline koyulduğu söylentileri vardır.) |
||
Camiin orijinal kapısını gören ve üstündeki kitabeyi okuyan Erzurum Tarihi müellifi İ. Hakkı Konyalı şöyle yazmaktadır: |
||
«Devrinin sülüsü ile yazılmış üç satır halindeki Arapca kitabeyi şöyle okumaya çalıştık; (BU MÜBAREK MESCİT EMİR ATABEY ERDEM ŞAH ELİYLE SULTAN MUGİS-ÜD-DİN TUĞRUL ŞAH için yapıldı) Kitabeye göre cami H. 597-622 (M. 1202 1225) yılına kadar ERZURUM'da hükümdarlık yapan,ERZURUM SELÇUKİ hükümdarlığının kurucusu MUGİS-ÜD-DİN TUĞRUL ŞAH zamanında İspir'de oturan ATABEY ERDEM ŞAH tarafından yaptırılmıştır. Kitabede yapıldığı tarih yoktur. Tuğrul Şah'ın Bayburt kalesinde kendisinin dört ve karısının bir kitabesi vardır. Kendisininkinin yalnız birisinde H. 610 (M. 1213) tarihi vardır. Diğerlerinin hepsi tarihsizdir. Biz ilim âlemine şimdiye kadar bilinmiyen ve neşredilmiyen bu altıncı kitabesini tanıtıyoruz. Bu kitabe TUĞRUL ŞAH'ın adını bize kadar getiren yegâne dinî abidedir. Bu bakımdan ayrıca bir kıymet taşır.» ifadesinden hariç ayrıca kitabenin fotoğrafını da kitabına bastırmıştır. |
||
| İspir Camiini Sultan adına yaptıran : ATABEY ERDEM ŞAH, HORASANLI HACI İSMAİL'in oğludur. Bu zatın Tuğrul Şah'ın oğlu CİHAN ŞAH'a ATABEY olduğunu tahmin edilmektedir. | ||
İ. Hakkı Konyalı camii tetkik ederken, Şevket Akın iki berat göstermiş. Bu beratlarda camie «İSPİR KALESİ CAMİİ KEBİRİ» denilmektedir. 25 Şaban 1305 tarihli berattan öğrendiğimize göre, İSPİR Sancağının KABAHOR Nahiyesinde (şimdi İkizdereye bağlıdır) HOYDOSOR, diğer adiyle GECESOR köyünden 1400 akça ve yıllık 96 kuruş bedelli GEDİK TIMAR ile İSPİR Kalesindeki Camii kebirde müezzinlik eden Osman oğlu Hüseyin vefat ettiğinden, müezzinlik ayni tahsisatla oğlu Ebubekir'e verilmiştir. 10 Şaban 1324 tarihli ikinci beratla Ebubekir Efendi vefat ettiğinden müezzinlik oğlu Abdurrahman Efendiye tevcih edilmiştir. Beratın altına şunlar yazılmıştır: 1— Timar-i nahye-i Kabahor der liva-i İspir. 2— Abdurrahman veled-i Ebu Bekir müezzini Camii kebiri Kala-i İspir an tahvil-i pedereş el-müteveffa. Karyei Haydasor nam-ı diğer Gencesor tabii Kabahor 10698/1400 |
||
| Camiin kıble tarafında iki katlı ve sekiz hücreli bir medrese vardı. Debsendere köylü Hacı Süleyman Efendi medresesi de denilirdi. Şimdi tamamen yıkılmış ve yok olmuştur.Camiin kuzey kısmına hayır sahibi Hacı Hulusi Efeoğlu ve Hacı Refik Efeoğlu kardeşler, tuvalet ve abdest alma yeri yaptırmışlardır.Erzurum Müze Müdürlüğü 7.10.1977 tarihli tanzim ettiği tescil evrakında, yapının sahibi ve bakımından sorumlu olması gereken kuruluş olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü'nü göstermekteyse de, bu Genel Müdürlük maalesef bugüne kadar camiin bakım ve onarımı ile ilgilenmemiştir. İnşallah bundan sonra ilgilenir ve bu kıymetli eserin harap olmasını önlerler.
Caminin genel manada yapı kısmına el vurulmamıştır ama,camiinin içi mermerlerle,dış kısmı da beton yığınlarıyla boğulmuştur.Ayrıca asırlık caminin sembolü durumunda olan değerli halıların durumu da meçhuldür.Yenilik uğruna eserlerimizi harap etmekten artık vazgeçmeliyiz..Yetkililer artık yetkilerini gerekli yerlerde kullanmalıdırlar.Bu kayıpların geri dönüşü de yoktur. Camii 2006 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce tadilata alınarak çatısı ve minberin dışa olan çıkıntısı bakır levhalarla kaplandı.caminin içinde sonradan yapılan ekler yıkılarak aslına uygun hale getirilmeğe çalışıldı.Ancak caminin dış kaplama duvarlarındaki tarihi taşların sökülerek vasıfsız Erzurum kesme taşı ile yapılması camiinin tarihi yapısı ile bir uyumsuzluk arz etmektedir |
||